1052 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadisi Buhârî «Zekât»
ve «Rukaak» bahislerinde, Nesâi «Zekât»
bahsinde tahric etmişlerdir.
«Zehratü'd-Dünyâ»:
Dünyânın güzelliği, demektir. 8u tâbir -Zehratü'l-Eşcâr- yâni ağaçların çiçeği
terkibinden alınmıştır.
îbnü'l- A'râbî'ye göre
«Zehra»: Beyaz çiçek demektir.
îmam A'zam Zehra ile
«Nevr»'in aynı mânâya geldiklerini söylemiştir.
«Mecmaû'l - Garâyib» nâm
eserde: «bu terkipten murâd: Muhtelif eşya, mal, elbise, mezruât v.s. gibi
güzelliği ile insanları aldatan şeylerdir. Hâlbuki bunlar pek az devam
ederler.» denilmiştir.
Hadîsin muhtelif
rivayetlerinden anlaşılıyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
minberde ümmetinin dünyâ zinetleri ile nimetlerine aldanarak ibâdetlerden geri
kalacaklarından korktuğunu anlatmış, bunun üzerine ismi bilinmeyen bir zât:
«Hiç hayır şerr getirir mi?» diyerek, biz ganimet v.s. gibi mubah olan
mallardan yiyiyoruz; bu ise hayırdan başka bir şey değildir. Hayır nasıl şerr
getirebilir? şeklinde inkârda bulunmuş, hayırın şerr getirmesini ihtimâlden
uzak görmüştür. Ashâb-ı kiram bu zâtın suâlini yersiz bularak, kendisini
muâhaze etmişler çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona cevap
vermiyerek bir müddet sükût etmiş. Onlar, bu sükûtu canının sıkıldığına
hamletmişler, sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vahy indiğini görmüşler.
Vahy nazil olduktan sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) suâl soran zât'a
iltifat etmiş. Buhârî'nin rivayetine göre ashâb-ı kiram da bunu görünce o zâtı
övmüşler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o zât'a şu cevâbı vermiş:
«Sizin elde ettiğiniz
dünyâ metâı hayır değil, bir fitnedir. Evet, hayır ancak hayır getirir. Lâkin
bu dünyâ zinetleri hayır değildir. Çünkü bunlar fitneye sebep olur. Onlarla siz
âhiret hususuna yönelmekten meşgul olursunuz.»
Bundan sonra mes'eleyi
misâlle anlatmış ve:
«Baharın yetiştirdiği
nebatların bâzısı çok yiyen hayvanları ya patlatıp öldürür yahut ölüme
yaklaştırır. Ancak ihtiyâcına kadar yiyenlere zarar vermez. Dünyâ malı da
öyledir, insanlar onu hoş görerek meylederler. Bâzısı, (mal'a gark oldu),
denilecek şekilde çok mal edinir, bâzısı fazlasına tama' etmiyerek, azı ile
iktifa eder. Mal'a gark olanlar ekseriyetle onun sebebiyle ya helak olur yahut
helâk'a yaklaşırlar...» buyurmuşlardır.
Ezherî diyor ki: «Bu
hadîste iki tane misâl vardır. Bunların biri hakka manî olacak derecede çok mal
toplayanlara aittir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'.
(Baharın yetiştirdiği nebâtlann bâzısı
öldürür.) cümlesiyle buna işaret buyurmuştur.
İkinci mesel: Mukteside
aittir. Buna da: (Yalnız yeşil bakla yiyenler müstesna.) cümlesiyle işarette
bulunmuştur. Zira yeşil bakla sebzelerin en iyilerinden değildir.»
Kaadı îyâz dahi şunları
söylemiştir: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına muktasıd ile çok mal
toplayanın hâllerine misâl göstermiş ve:
(Sîz, bahar nebatlarının
sırf hayır olduğunu, hayvanların onlarla beslendiğini söylüyorsunuz ama mes'ele
sizin dediğiniz gibi mutlak surette hayır değildir. Bahar nebatlarının hayvanı
öldürenleri yahut ölüme yaklaştıranları vardır. İşte çok yiyerek patlayan
hayvanın hâli çok mal toplayıp onu yerli yerince sarfetmeyen insana benzer.)
buyurarak, mal toplama hususunda i'tidâli aşmamaya işaret etmiş, sonra
topladığı mal kendisine fayda veren kimseye geçerek, onu yeşil bakla yiyen
hayvanın hâline benzetmiştir.
Benzerlik şu yöndedir:
Hayvan yeşil baklayı yiyerek nasıl karnını doyurur, sonra hacetini defederse,
mal toplayıp onu yerli yerince sarfeden de öyledir.»
«Yahut ta hadîs
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in buyurduğu gibidir.» diye şekkeden
râvî Yahya b. Ebi Kesir'dir.
Malı haksız yere
almaktan murâd: Yâ haramdan kazanmak yahut ihtiyâcı yokken çok mal toplayarak
zekâtmı vermemektir. Böyle bir malın kıyamet gününde sahibi aleyhine şahadette
bulunması dahî ya dile gelip söylemesi yahut amelleri yazan meleklerin şahadeti
ile olacaktır.
Hadis-i şerifte
zikredilen *Rabî'»'den murâd: Bâzılarına göre: Küçük dere'dir. Maamafih Bahar
mevsimi kastedilmiş olmasına da bir mâni yoktur.